Ana Sayfa Hakkımızda Foto Galeri ZİYARETÇİ DEFTERİ İletişim
Üye Girişi
KENARBEL KÖYÜ
 
 Dilimiz (Şivemiz)
 Kaybettiklerimiz
 Köyümüz Hakkında
 Mutluluk Sayfası
 Örf ve Adetlerimiz
 Telefon Rehberi
 Sülaleler
 Şiir Bölümü
 SiteYöneticisi
 Mutfağımız (Yemeklerimiz)
 LÜTFEN DİKKAT.......!!!!!
 Buzlar Çözülünce Belgeseli
REKLAMLAR
 
 

 


 

 

İl    : ARDAHAN
İlçe: ÇILDIR

Köy Muhtarı:           Reis OĞUZ

 Muhtarlık Erişim Bilgileri:

Telefon:

 0 (478)     325 65 45 

Cep Telefonu:

 0 532 407 10 42  

Diğer Bilgiler

Nüfusu:

2000 :

404

1997 :

402

İle Uzaklığı:

 55 km

İlçeye Uzaklığı:

 13 km

Geçim Kaynağı Tarım  ve  Hayvancılık
  Sağlık Ocağı var(Faal Değil)
 İlköğretim Var (Faal Değil)
 PTT Acentesi Yok
 Kanalizasyon Yok

 


 
 
Duyurular            Güncel duyuruları listele
  • BİZİM KÖYÜN BAYRAMLARI - 2009-09-27
  •  

     

    BİZİM KÖYÜN BAYRAMLARI
    Yusuf KIZILGÜL

             Meleklerin gökyüzünden koç indirdikleri bayram kartları gelirdi önceden elimize… İbrahim İsmail’i kurban ederken sözünün eri diye, hem bir mükafat hem bir umutla gelirdi Cebrail, insanlık ölmesin diye...  

        Hangi köyde olduğun önemli değildi, ne kadar uzakta olduğun. Mutlaka gelirdi bir ay önceden yollanan bir bayram tebriği evimize. Çok iyi hatırlıyorum ki: doğunun en serhat köyündeki dedeme Fransa’dan bayramını kutlayan tebrik kartları gelirdi.. Üzerinde kâbe olan kartpostallar. Artık sanal 160 karaktere sığdırıyoruz binlerce yıllık geleneği. Teknoloji ne kadar anlatır sevincimizi ve dağ gibi özlemlerimizi bilinmez..! Çünkü ne bir el öpülebilir ne de bir harçlık gönderilebilir mesajla… Baba oğula, torun dedeye en çok bir ahize kadar yaklaşabiliyor! Bayram deyince artık tatil akla geliyor. Uyumak, bol yemek ve gezmek. Konaklayacağımız otelin yıldızları maalesef ki bayram sevincimizin kalitesini temsil ediyor.   

        Ramazan Bayramı kışa denk gelirdi ben küçükken Çıldır'da; onun için bazen kara lastik çizme bayramlığımız olurdu, içi pembemsi genzi yakıcı ama bir o kadar hoş lastik kokusu... O çizmelerle yattığımı bilirim, sabah kalktığında ayağımın şiştiğini. Bayramın yağan o ilk karına, siyah ve sıcacık adımlarla bastığımı hatırlarım, sanki yere değmezdi sevincimiz. Soğuktada mutlu olmayı bilirdik, sıcağı zaten gördük mü hatırlamıyorum !...

         Ne erken kalkıp ev temizlemek, kapının önünü süpürmeler ve son rötuş… ne ocakta yemek… taze kokular… Kınından henüz çekilmiş bıçaklar yok artık evlerde, sabahı bekleyen şekerlikler.Kaç derece olduğu soruluyor artık kolanyaların çünkü usulden alınıyor, kimisi sevmiyor parfüm kokusunu bozuyor diye"mersi" kafi geliyor bayramı perdelemeye. Biz küçükken başımıza dökerlerdi kolanyaları ve mis gibi bir bayram inderdi sırtımızdan. Peki ya nerede o kapı kapı güleryüz toplayan şekerci çocuklar ? Geçen birine rastlardım elinde boya sadığı ile "bayramda daha çok iş yapıyorum abi" diyor, bir diğeri elerinde selpak mendiller, bayramlığını kendisi aldığı için gururlanıyor!..    

        Ve boynu bükük bu bayramda 82 parça yemek takımlarının. Çünkü tanıdığımız 82 kişi yok artık ve kurbanlıklar tuz verilerek sevilmiyor bayramlarda, çünkü şarküterideki hayali gözümüzün önünde. Üzüldüğünü bilirim dedemin; gözlerini öptüğünü, az sonra (her bayram olduğu gibi) beyaz gömleğime kanı sıçrayacak karagözlü koyunu… İtina ile çukur açıldığını bilirim. Yazıktır kurban kanı akmasın diye, köpekler yalayıp, ayaklara düşmesin diye… Bizim oralarda, bir cenaze merasimi ve saygısı ile kurbanlıkların kesildiğini bilirim. Bayram namazından sonra herkesin, bayramlaşmak için önce mezarlığa gittiğini… Ölenlerin unutulmayacağını köyce herkesin hatırladığını bilirim ! Bayramların idrak edildiğini.Ne acı ki artık son model cep telefonlarımızın kapsama alanı kadar sevdiklerimizi ziyaret ediyor, mesaj sesi duydukça gururlanıyor, masanın üzerinde geçen bayramdan kalan kolonya ve şekeri bir sonrakine saklıyoruz.  

        Elbette bizi düşünenler de yok değil: e-maillerimiz her bayram dolup taşıyor. Alışveriş siteleri nedense bizi hiç unutmuyor. Hediye aldıklarımızsa hediye aldıkça! Kredi kartları ekstra taksit ve bonus sağlıyor. Bundan yararlanmak için bilmem hangi numaraya yollayın diyor ve mesajlarla arife öncesi bunu beynimize mıh gibi çakıyor. Oysa hiçbir bayram sevinçlerimizi taksitlendirmezdik biz ! Ve hangi numaraya ne yazıp yollarsak sevdiklerimiz gelir, hala bilmiyorum !...  

        Bütün bunların bize kazandırdıkları da yok değil elbette; artık “Bayram Hafızası” diye bir şey geliştirdik. “Geçen bayram ben mesaj atmıştım bakalım o atacak mı diye ?” ve bu hafıza ne yazık ki, bir bayram mesaj yollamayanı kara listeye alıp, öbür bayram bizimde yollamamamız gerektiğini hatırlatıyor. Unuttuk artık bayramların küslükleri bitiren, sevgiyi çoğaltan günler olduğunu. Küslerin barıştığını, ellerin naif ve mümtaz bir çekingenlikle uzatıldığını.Her fırsatta sevgi karşılıksızdır diyoruz. Çünkü aldığımız onca Power Point sunumunda hep bunlar vurgulanıyor. “Bu maili 10 kişiye yolla tılsımla dileğin gerçek olsun” ve sonra kara kara düşünüyoruz ! Kim bu 10 kişi ? Var mı cidden öylesine derin sevdiğimiz on kişi ? MSN gurubunuzda ki 10 kişi değil sorduğum. Henüz elini internete sürmemiş 10 kişi, cep telefonu ile mesaj yazmayı bilmeyen 10 kişiniz var mı ? Bu bayram, ne tılsımlı e-mailler, ne de kafiyeli mesajlar almanızı dilerim.  

      Bu bayram, 400 ml’lik limon kolonyalarınızın, since 1957 yazan çikolatalarınızın yada hiç yazısı olmayan bayram şekerlerinizin artık bitmesini…  Bu bayram, kurbanlarınızı mangal için değil de, inançlarınız için kesmenizi dilerim.  Bu bayram, kapınızın zilinin susmamasını,   Bu bayram, eskilerdeki gibi kurban kesenlerin kesmeyen komşularını unutmamasını..!Bu bayram, ayaklarınıza karasular inercesine dolaşmanızı,  Bu bayram, yolda tanımadığınız kişilerin gelip sizinle bayramlaşmasını. Bu bayram, büyüklerinizin ellerini küçüklerinizinse gözlerini öpmenizi dilerim. 

        Bu bayram, usûldendir çocuklarımıza para vermek ya da hediye almak ama, gidip de bir üst versiyon cep telefonu almayın çocuklarınıza. Bilmem “kaç mega piksel telefonum var” deyip de çekecek bir kare fotoğrafı olmayan çocuklar yetiştirmeyelim bu defa da..! Ne bileyim kabı ya da tadı diğerlerinden farklı bir şekerle mutlu olmayı öğretelim çocuklarımıza bu bayram.      

         Bayramlıklar alalım elbetteki bu bayramda (Artık olmasada Hayrettin Çukurçayır!): ayakkabı, kadife pantolon, süveter mesela… Mümkünse bir gün önceki; çocuklarımız gece onlarla birlikte yatabilsinler diye… Ama hangi marka olduğunu ne çocuklarımız bilsin ne de biz öğretelim... ve bu bayram: En sade, en demode hali ile; “Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar. Sağlık, huzur, başarılar dilerken; büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öper, hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.” diyabilelim majüskül yazılı kartpostallarımızı taşıyan, güvercin ağızlı mektuplarımızla.  

       Bayramınız kutlu ve huzurlu olsun.  

       Tıpkı bizim köylerdeki gibi...

    Duyuru Arşivi
  • Birinciye kırmızı kelağa!..
  • KENARBEL GÜNE KARLA BAŞLADI
  • BİZİM KÖYÜN BAYRAMLARI
  • KÖYÜMÜZÜN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ



  • Ziyaret Bilgileri
     
    Aktif Ziyaretçi3
    Bugün Toplam4
    Toplam Ziyaret19225
     
    Hava Durumu

     

     

    YÖNETİÇİLERİMİZ
    ARDAHAN VALİSİ
    -----------------------------
    ÇILDIR KAYMAKAMI
    -----------------------------
    KENARBEL   KÖYÜ MUHTARI

    Reis OĞUZ

     KenarbelKöyü

    -----------------------------
      

     


     
     

     

      Köşe Yazıları

    YUSUF KIZILGÜL¬

    BİZİM KÖYÜN BAYRAMLARI

      

     SERDAR AKGÜN¬

     KAZ GÖNDERSEM

     

     BURAYA SEN KÖŞE YAZARI OL¬
    SİZİ  BEKLİYORUZ KÖŞEMİZE
     


     
     
                 RESİMLER











    »  Devamı Galeride


     
     
    Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım