• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/people/Kenarbel%C4%B1nses%C4%B1-Kenarbel-Haber/100000927452827
YÖNETİCİLERİMİZ

ARDAHAN VALİSİ

 MUSTAFA MASATLI 

ÇILDIR KAYMAKAMI

BEDİRHAN İMAMOĞLU 

KENARBEL KÖYÜ MUHTARI

SERKAN AKGÜN 

KENARBEL KÖYÜ DERNEK BAŞKANI 

CELİL AKGÜN 

Duyurular

  • Birinciye kırmızı kelağa!.. - 01/02/2019
  • BİRİNCİYE KELAĞA..!  
    25 Kasım 2009 Çarşamba, 21:00   ANADOLU 
    Çocukluk anılarının tadı bir başka olur, çocukluk arkadaşlarıyla karşılaşmak bir anda yıllar öncesine götürür insanı…

    Hele bir dönem, bir kuşağın kahramanı  olduğunu bilmek, apayrı bir keyif. 

    Çocukluk anılarının tadı bir başka olur, çocukluk arkadaşlarıyla karşılaşmak bir anda yıllar öncesine götürür insanı…

    Hele bir dönem, bir kuşağın kahramanı  olduğunu bilmek, apayrı bir keyif. 
    Bu kahramanlık için aslında çok fazla bir şey de yapmadım, 100 m koşularında ve bayrak yarışlarında birincilikler, okul piyeslerinde başrol oyunculuğu, diğerlerine göre daha erken okuyup yazma. 



    Çocukluk anılarının tadı bir başka olur, çocukluk arkadaşlarıyla karşılaşmak bir anda yıllar öncesine götürür insanı…

    Hele bir dönem, bir kuşağın kahramanı  olduğunu bilmek, apayrı bir keyif. 
    Bu kahramanlık için aslında çok fazla bir şey de yapmadım, 100 m koşularında ve bayrak yarışlarında birincilikler, okul piyeslerinde başrol oyunculuğu, diğerlerine göre daha erken okuyup yazma. 

     

    Dosya:http://91.93.103.35/icerik/091125-104247-deniz.jpgYaramaz olmama rağmen başarılı bir öğrencilik hayatı; bilgi yarışmalarında en zor soruları biliyor olmam, müfettiş geldiğinde soruları cevaplamam için en ön sıraya oturtulmam…

    İlkokulda bir öğretmenimiz vardı, adını hiçbir zaman unutmayacağım (Akif ALANLAR) Köy okulunda 1, 2 ve 3. sınıflar sınıfın yarısında,  4 ve 5. sınıflar sınıfın diğer yarısında ders yapardık. Öğretmenimiz hangi bölümle ders yapacaksa o bölüme gider sınıfın diğer tarafını sessiz olmaları konusunda uyarırdı. İlkokul 4 ve 5. sınıfı bu koşullarda okudum.

    Matematik derslerinde öğretmenimiz soruyu sorardı  ve ilk yapan öğrenci diğerlerini ağaç  sopayla döverdi. Ukalalık olarak algılanmasını istemem ama soruları genellikle en önce ben yapardım.

    Dosya:http://91.93.103.35/icerik/091125-104401-k12.jpgSadece Abdullah (Emrastan dayının oğlu) adında bir sınıf arkadaşım vardı. O, zaman zaman benden önce soruları yapardı. Ama ezici üstünlük bende olduğundan vurmak için yanıma geldiğinde çok usulca vururdu. Sanırım bu beni çok sevmesinden değil sonraki sorularda sıranın bana geleceğini bilmesinden kaynaklanmaktaydı.

    Mahallede sokak dövüşleri yapılırdı, bu dövüşlerdeki dövüşçülerden biri bendim. Diğerleri de en samimi arkadaşlarım. Mahallenin büyük abileri ve diğer çocuklar etrafımızda halka oluşturur ve biz o halkanın içinde yumruklaşırdık. Denizli’de bu dövüşlerin horozlarla yapıldığını çok sonradan öğrendim.

    Burnum bu dövüşler yüzünden biraz yamuktur. Tabii annem bu yamukluğun hamilelik sırasında aldığı ilaçlar yüzünden olduğunu düşünür hala.Dosya:http://91.93.103.35/icerik/091125-104501-k14.jpg

    Neyse ki daha fazla hasar almadan, kendi arkadaşlarımla neden dövüştüğüme dair sorunun cevabını  alamadığım bir gün, abilere isyan etmemle son buldu bu sömürü.

    Kızaklarımız vardı, dikdörtgen şeklinde kızaklar…

    İki elimizle kucağımızda tutar, var gücümüzle koşar, sonra maksimum hızdayken kızağı öne fırlatıp biz de üzerine atlardık. 

    Zaten buzlu ve yokuş aşağı olan, üzerine su dökerek iyice kayganlaştırdığımız buz pistlerinde hızımız o kadar yüksek olurdu ki rüzgardan gözlerimiz yaşarırdı.

    Çocukluğumda uzun bir süre amcamın oğlunun malzeme taşıyıcısı olarak görev aldım. Amcaoğlundan ziyade bir kardeş ve bir arkadaş gibi büyüdük. Adı Tibet. Tibet bilye oynardı, ben onları taşırdım. Tibet kızağa biner, ben sıramı beklerdim. Tibet kavga ederdi, ben ağlardım. 

    Kızak pistinin yanında Tibet’in kızağını bana vermesi için 7-8 tur kaymasını bekler, 1 tur kaydıktan sonra kızağı tekrar 7-8 tur kayması için Tibet’e verirdim.  Bu durum, amcamın bizi uzaktan seyrederken benim kenarda bekleyen o zavallı ve çaresiz halimi fark etmesiyle son buldu.

    Eve geldiğimizde benim adıma yapılmış bir kızakla karşılaştık. Bu kızak benim erkekliğe adım attığım ve ‘’Artık ben de varım!’’ dediğim bir zamanı başlatmış oldu. Artık Tibet’in kızağını bana vermesi için 7-8 tur beklemiyor, ben de olanca gücümle setlerin üzerinden atlıyordum.

    Uzun bir süre o kızak benimle bütünleşti ve gerçekten iyi işler çıkardık, büyük maceralara yelken açtık…

    Dosya:http://91.93.103.35/icerik/091125-104455-k13.jpgKöyümüz Hozapin (Aktaş) gölünün hemen kıyısında kurulu. Ardahan’ın ve belki de bütün Türkiye’nin en güzel manzarasına sahip yerleşim yerlerinden biridir.  Etrafta dağlar, yemyeşil uçsuz bucaksız düz yeşil alanlar, adalarla süslenmiş muhteşem bir göl ve işte çocukluğumun geçtiği topraklar…

    Bayramlarda at yarışları  olurdu. Çıplak sırtlarına binerdik atların. Birinci gelen kırmızı kelağa (tülbent) kazanırdı. Bu önemli bir şeydi. Kırmızı kelağa evin en güzel köşesine asılır ve gelen misafirler bunu fark ederdi, sohbeti yapılırdı.

    Böyle bir bayram yarışında tayını  (yavrusunu) henüz doğurmuş bir ata binmeye kalktım. Bir anneyi yavrusundan ayırmanın nasıl tehlikeli bir girişim olduğunu ve annelik içgüdüsünün gücünü, atın beni köyün çıkışındaki dış çeperlere yapıştırmasıyla anladım. 

    Okuldan bir kaç ay paçayı kurtarmıştım ama doğrusu uzun süre nefes almakta dahi güçlük çektim.

    O kadar çok anı var ki...

    Gerçekten de doğaya ve doğal yaşama olan bu tutku, çocukluğumda ruhuma işlemiş olmalı. 

    Sonraki dönemde kendimi bir anda dağların, kanyonların, kayaların, keşiflerin, daha birçok doğa aktivitesinin içinde bulmam bir tesadüf olmasa gerek.

    Bu bayramı bütün bu anılarımı  hatırlayacağım, çocukluk arkadaşlarımla karşılaşacağım; hiç tanımadığım, yanıma yaklaşıp ‘’Sen beni o 4x100 yarışında geçen Deniz Kartal’sın’’ diyecek  insanların içinde geçireceğim.

    Doğrusu bundan daha güzel bir bayram olamaz. Anacığımın yapacağı güzel yemekleri ve o şefkatli ellerinin sırtımda sevgiyle gezeceğini düşünmek ise apayrı bir keyif...

    Kaynak:www.stargazete.com/anadolu/

    Duyuru Arşivi

  • GURBETTEKİLER
  • ÇILDIRIMI ÇOK ÖZLEDİM
  • KENARBEL GÜNE KARLA BAŞLADI



  • Ziyaret Bilgileri
    Aktif Ziyaretçi1
    Bugün Toplam11
    Toplam Ziyaret212706
    REKLAMLAR
    KÖŞE YAZARLARI

    DENİZ KARTAL

     BİRİNCİYE KEL AĞA

    YAŞAR GELER

     SOSYAL SORUMSUZLUK