• https://tr-tr.facebook.com/people/Kenarbel%C4%B1nses%C4%B1-Kenarbel-Haber/100000927452827
Üyelik Girişi
YÖNETİCİLERİMİZ

 
ARDAHAN VALİSİ

 Ahmet DENİZ

ÇILDIR KAYMAKAMI

Tamer KILIÇ

KENARBEL   KÖYÜ MUHTARI

Serkan AKGÜN

 KenarbelKöyü

KENARBEL   KÖYÜ DERNEK BAŞKANI

Celil AKGÜN

 KenarbelKöyü

  

Koç Katımı

KENARBEL'DE KOÇ KATIMI

Kenarbel Ardahan ilinin çıldır ilçesinin küçük bir köyüdür. Bu küçük dağ köyünün de kendine özgü gelenekleri ve görenekleri vardır. Bu gelenek ve görenekler ya kendi yaşam ve inançları sonucu oluşmuş ya da çevredeki diğer toplum grupları ile müşterek yaşamın sonucu oluşmuş değerler olup toplumsal yaşamın gereğidir. Diğer toplumlarda olduğu gibi kenarbel'de de bu değerlerin bir kısmı inançlarından ötürü bir kısmı da üretim şekillerinden ötürü oluşmuştur. Bu geleneklerden bir tanesi de KOÇ KATIMI’dır. Bu gelenek Kenarbel 'deki üretim sonucunda oluşan geleneklerimizden biridir.

Kenarbel'de ağustos ayı sonu eylül ayı başında koçlar koyunlardan ayrılırdı. Ayrılan koçlar ayrı bir şekilde özel bir itina ile köyün en iyi otlaklarında otlatılarak Ekim ayı sonuna kadar iyice beslenirdi. Koçları besleme işini genellikle 12-15 yaş arasındaki çocuklar tarafından yapılırdı. Sabah güneşi ile kalkılır, koçlar meraya götürülür, öğlen sıcağında ya bir ağaç gölgesinde ya da ağılda dinlendirildi. Koçlar akşam serinliğinde yine otlağa götürülür ve yatsı zamanı ağıla getirilirdi. Burada özel hazırlanmış yemlerle sabaha kadar beslenir ve dinlendirilirlerdi. Koçlara yapılan bu özel bakım yaklaşık bir, bir buçuk ay sürerdi.

 Bu sürenin sonunda “Koç Katımı” hazırlıkları başlardı. İlk önce koçların boyanması için özel boyalar alınır ya kök boya ya da kınadan yapılır. hazırlanırdı. Koçların sürüye katılacak günün sabahı koçlar yemlendikten sonra boyanırdı. Boyama işlemi koçun kafasından başlar ve bel kemiğini takip eder ve kuyruk ucuna kadar çizgi şeklinde inerdi. Daha sonra bu çizgiye dik olarak belinden karnına doğru giden gök kuşağının anımsatan rengarenk çizgiler çizilirdi. Boyanan her bir koçu, silkinerek üzerindeki boyayı atmasını ve boya ile oluşturulan şekillerdeki uyumun bozulmasını önlemek için, bir çocuk ya da bir yetişkin beklerdi. Koçların boyalı kuruduktan sonra, koçların boyunlarına ipe geçirilmiş genellikle elma olmak üzere nadiren nar ve ayva meyveleri takılırdı. Koçların meyveleri yemelerinin engellemek için ipler kısa tutularak takılırdı.

Bu esnada aynı zamanda mutfakta da kadınlar mevsimin ve mutfağın en özel yemeklerini hazırlarlardı. Her kadın genellikle en iyi yaptığı yemeği yapardı. Ağırlıkta tereyağının kullanıldığı yemekler yapılırdı. Şimdi belli bir yaşın üzerindeki Kenarbellilerin adını ve tadını unuttuğu ve çoğumuzun da hiç tatmadığı bu yemeklerden bir kaçını hatırlayalım. “Yağda yumurta” yani “kaygana”, “helva” ,   Bunlar benim çocukluğumun yemekleriydi.   Bu yemeklerin yanında “Hasuda”, “Haşıl”yapılırdı.

Bütün bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra millet ve tüm sürü harmanda toplanırdı. Ağılda bulunan koçlar bırakılmadan önce koçların sırtına küçük çocuklar bindirilir ve sürüye katılana kadar geçen yol boyunca koçların sırtında kalırlardı. Küçük çocukların koçların sırtına bindirilmesinin nedeni, eğer kız çocuğu bindirilirse o yıl doğacak kuzuların dişi, eğer erkek çocuğu bindirilirse doğacak kuzuların erkek olacağına inanılmasındandı. Bu esnada yaşları biraz daha büyük çocuklarda koçların boyunlarına asılan meyveleri kapmak için yarışırlardı. Böylece koçlar sürüye katılmış olurdu.

Bunun ardında Koç Katım töreninin yeme içme kısmı başlardı. Yeme içme esnasında çobanlar, sürü sahipleri ve komşular olmak üzere tüm köylü orada bulunur şenliğe katılırdı. Köy büyükleri günün önem ve ehemmiyetine uygun esprileri eşliğinde sohbetler yapar, gelecek yılın kuzuları ve koyunları üzerine hayaller ve hesaplar yapılır, temenni dileklerinde bulunulurdu. Yemeğin sonunda köyün büyüklerinden bir tanesi dua-mani karışımı bir şeyler okur ve köylüler dağılırdı. Ancak çobanlar, sürü sahipleri ve çocuklar o günü orda geçirirlerdi. Çocuklar koçların toslaşması-vuruşmasını, kimin koçu kaçacak kimin koçu kazanacak heyecanı ile seyrederlerdi. Gerçi bu vuruşmalara çobanlar müdahale ederlerdi. Ancak koçlar o denli çok vuruşur ve bu vuruşmalar o denli kısa olurdu ki çoğuna müdahale etmeleri mümkün olamazdı. Koçların vuruşmasında koçun biri kaçar ve olay biterdi.

Günün akşamında sürü sahipleri koyunlarını ayırır ve herkes kendi koyunlarını ağıllarına götürürdü. Çocuklar gün boyu topladıkları Koç Katımı Çiçeği denilen ve güz yağmurları sonrasında olan renga renk parlak çiçekler ile köye dönerlerdi. Koç Katımı törenin yapıldığı günün akşamı çobanın o yılki çobanlık süresi sona ererdi. Ertesi yıl aynı sürünün çobanlığını yapacak olanlar devam ederdi. Ancak etmeyecekse o gün o yılın çobanın son günü ya da yeni çobanın ilk günüdür. Bu gün sürü sahipleri ve çobanlar için yılbaşı günü sayılırdı.              

Bu kültürel değer, Kenarbel'in geçmişteki üretim şeklinden kaynaklı bir değerdir. Kenarbel'de 1995’den itibaren tarım ve hayvancılık yavaş yavaş kaybolunca bu gelenekler de kaybolmaya başlamıştır. Bu geleneği bundan sonra tekrar yaşatmak biraz zordur. Bir düşünür der ki: “Kültür bir üretimin sonucudur. Bir şey üretemeyen ve üretimde gelişemeyen toplumlar kültürel olarak ta üretici olamaz ve gelişemezler. Üretmek kültürü bireylerin ve o bireylerin oluşturduğu toplumların işidir.” 


Yorumlar - Yorum Yaz
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret183970
REKLAMLAR