• https://tr-tr.facebook.com/people/Kenarbel%C4%B1nses%C4%B1-Kenarbel-Haber/100000927452827
Üyelik Girişi
YÖNETİCİLERİMİZ

 
ARDAHAN VALİSİ

 Ahmet DENİZ

ÇILDIR KAYMAKAMI

Tamer KILIÇ

KENARBEL   KÖYÜ MUHTARI

Serkan AKGÜN

 KenarbelKöyü

KENARBEL   KÖYÜ DERNEK BAŞKANI

Celil AKGÜN

 KenarbelKöyü

  

Yöremizde Nevruz

Çıldır'da Nevruz Kutlamaları

a- Hazırlık

Çıldır'da Nevruz, Döldökümü olarak adlandırılan Mart ayının 21'inde yapılır. Genellikle akşam başlayan törenler için ön hazırlıklar bir hafta önceden başlatılır. Hazırlık safhasında, evlerin baca olarak nitelendirilen damlarında yakılacak Nevruz ateşi ki buna Cihan Kakola denir- için gerekli ot, çalı ve odun yığınları hazırlanır.

Her ev, kendi ekonomik durumuna göre Nevruz gecesi baca gezen ,çocuklar ve gençlere verilecek hediyeleri hazırlar. Bu hediyeler, yumurta, kavurga, yün/tiftik çorap-eldiven-atkı, mendil, şeker, para vb. şeylerdir. Fakat genellikle bacaya gelen çocuklar/gençler yumurta istediklerinden her evde yumurta tedarik edilir, yumurtalar pişirilmeden boyanır ve hazır bekletilir. Ayrıca gençler kendi aralarında gruplar kurarak, Nevruz meşalesinin geçeceği güzergahı belirler.

Çocuklar ve gençler, evlerin buharı denen ocak bacalarından Nevruz kısmeti için içeri sallayacakları küçük bir torba (genellikle eldiven veya yün çorap) ve bunun bağlanacağı ince örek denen ipler hazırlar. Köyden küskünler önceden tespit edilerek, Nevruz gecesi barıştırılır ve o gece Nevruz ateşi birlikte yakılır. Nevruz gecesinde herkes evinde olmak zorundadır. Bu evlerdeki köpekler mutlaka bağlanır veya içeri alınarak başkalarına zarar vermesi önlenir:

b- Törenin Başlaması

Köyde Nevruz ateşini ilk önce köyün en yaşlı kişisi kav çakmağı ile yakar ve töreni başlatır. Bir tür başlama işareti olan bu ateşten sonra diğer evlerin damlarındaki otlar/çalılar da tutuşturularak, tören tüm köye yayılmış olur. Bu tören esnasında yaşlı, çocuk, hasta demeden her evin bütün üyeleri ateşin etrafında toplanır ve ateşi seyrederler. Ateş iyice tutuşunca törene katılan herkes, ateşin üzerinden üç defa atlar. Bunu yapamayacak durumdaki hasta, yaşlı ve çocuklar, yetişkinlerin yardımıyla üç defa ateşten geçirilirler. Atlarken, herkes dilek niteliğinde bazı tekerlemeler söyler:

Ağurluğum oğurluğum hep, bu ateşin içine
Nazar ola gözola
O da yana köz ola
Eşiğe od saçılsın
Menim bahtım açılsın
Derdüm gadam yok olsun
Yüzlerimiz akolsun
Yansın Cihan Kokola
Dertlerimiz yok ola
Ağırım oğurum tökülsün
Oda tüşüp kül olsun
Ağırlığım tökülsün
Odda yanıp kül olsun



Bu dilek tekerlemeler söylenerek ateşlin üzerinden atlandığında, ateşin yanan gücü, bize musallat olan veya yıl boyu musallat olabilecek kötü ruhları ve onların illetlerini yok edecektir. Tek katlı toprak evlerin damında yakılan ateşler yaklaşık bir iki saatlik süreyi kapsar.Ahır ve kom olarak bilinen hayvan barınakları, ayrı bir binada ise, bu barınakların eşiklerine de Nevruz ateşinin közü serpilerek sabah erkenden tüm hayvanlar bu Nevruz külü üzerinden geçirilerek, uğursuzluklar, hastalıklar kovulmuş, kötü ruhlar ürkütülmüş sayılır. Nevruz ateşinin bacalarda sönmesinden sonra, gençler, önceden belirledikleri arkadaşlarıyla ortak birer meşale yakıp, evlerin bacalarından kısmet istemek üzere dolaşmaya başlarlar. Buna yörede Baca Gezmek veya Baca Dolaşmak denir. Varılan her bacada aşağıdaki dilek tekerlemesi söylenerek kısmet istenir:

Bu gece Nevruz gecesi
Bu baca devlet bacası
Verenin oğlu olsun
Vermeyenin kızı olsun
Adı Fatma olsun
Kaşları çatma olsun
Bacadan düşsün Paaat etsin
Yumurta!... Yumurta!.."



Ev sahipleri, o gün evlerini terk etmediklerinden ve hazırlıklı olduklarından, hiç kimse bacalardan kısmetsiz dönmez. Baca gezenler'e kim oldukları sorulmaz, ancak seslerinden, özel isteklerinden kim oldukları çıkarılmaya çalışılır. Bazen herhangi bir vesileyle küskün olan iki ailenin : çocukları birbirinin bacasına gittiğinde bu durum anlaşılırsa, ev sahibi onları içeri dâvet eder ve kuzu hediye eder. Tören akşam geç vakitlere kadar sürer. Çocuklar, gençler topladıkları malzemeleri aralarında eşit bir şekilde ? bölüşerek, evlerine dağılırlar. Nevruz gecesi doğum yapan bir kadın olursa, ' o evin bacasındaki ateş gece geç vakitlere kadar çalı, odun ve yağ vb. şeylerle yanar tutulur. Doğan çocuklara Nevruz, Doğan, Aydoğan, Gündoğan ve Yenigül gibi isimler verilir.



c- Tören Sonrası Yapılan Etkinlikler
Kuşluk vakti köy odasında veya çeşitli evlerde toplanan gençler yumurta dövüşü yaparlar. Daha sonra bu yumurtalar pişirilerek, birlikte r yenir. Öğle üzeri bütün köyün seyirci olduğu at yarışları yapılır. Eskiden kadınların da katıldığı cirit oyunları oynanırmış. Şimdi yalnızca atlı gençlerin katıldığı Papak Kapma denen bir tür yarış/oyun oynanır. Kızlar bu yarışlardan sonra birkaç evde toplanarak, manili fal bakarlar.



Çıldır'daki Nevruz Kutlamalarında İslâmiyet Öncesi İnançlarının İzleri
Çıldır halkı zamanımızdan yaklaşık 2700 yıl önce Kafkasların kuzeyinden Kür-Aras-Çoruk vadilerine yerleşen İskitlerin Çowul-dur boyunun torunlarıdır.

Çıldır'daki yer adları, derlenen folklorik ve etnografık malzemelerin incelenmesi, bizi 2700-3000 yıl öncesinin kültür izleriyle karşılaştırır. Özellikle Nevruz kutlamalarında ateşe gösterilen saygı, bizi bir ateş kültü ile karşı karşıya getirir. VII. asır Bizans tarihçisi Th. Simokattes, Göktürklerin bir Tanrı'ya taptıklarını ancak, ateşe, suya, toprağa da tazim ettiklerini belirtir. Ayrıca, çakmak taşıyla yakılan ateşin kutsallığına Yakut Türklerinde ae rastlamak mümkündür. Abdülkadir İnan, Ateşe saygısızlık gösteren adamlar deri hastalığına tutulurlar. Bu hastalığı, çakmak taşıyla yakmak suretiyle ancak kurttan türemiş şaman tedavi eder der.

Çıldır'da Nevruz törenleri dışında da demürevi denilen bir tür cilt hastalığının, üç Çarşamba kav çakmağı çakarak, Türkçe dualar okuyan yaşlı insanlarca tedavi edildiğini de ayrıca belirtmemiz gerekir. Ateşin bu şifa ' yönü, Çıldır'da suya salınan kırk Nevruz közüyle yine karşımıza çıkmaktadır. Bu süreç içinde ruhsal bakımdan rahatsızlıklar yine ateşin suya geçen gizli gücüyle tedavi edilmek istenir.

Bahaeddin Ögel Hoca, Göktürk bakanlarıyla görüşmek üzere gelen Bizans elçilerinin ateş üzerinden geçirildikten sonra huzura kabul edildiklerini söyler. Böylece onların üzerlerine sinen veya fikirlerine musallat olan kötülüklerin kovulmuş o1unacağına inanılır.

Çıldır'ın Keçebörk, Kayabeyi, Kızılverene, Akçil, Esmepınar (Purut) ve Terekeme Çayıs adlı köylerinde, Nevruz ateşinin üzerinden atlarken söylenen,Ağurluğum oğurluğum hep bu odun içine Derdim, gadam oda düşsün vb. ifadelerde, ateşin yakan, temizleyen, değiştiren ve sağaltan gücünden yararlanma dileği vardır. Ayrıca, Nevruz közlerinin eşiğe serpilmesi, evin girişinde şamanik karakterli bir koruma kalkanının oluşması anlamı taşır. Zira ahır ve kom gibi hayvan barınakları eğer bu genel eşiğin dışında ise, özellikle o eşiklere de Nevruz közü/külü serpilerek, sayrılıktan, âfetlerden ve görünmez kötülüklerden hayvanların da korunacağı inancı hakimdir.

Abdülkadir İnan,Türk Şamanizmi Hakkında adlı yazısında belirttiği gibi, Şamanların ateşe (od) gösterdikleri tazim esnasında söyledikleri;

Çook! İşte sana kurban!
Otuz başlı od (ateş) annem
Kırk başlı karı annem
Çook!dediğim vakit kabul ediniz!
İşte sana! dediğim vakit merhamet ediniz!
Beygir götürmez eyer hediye
Alas! Alas!(...)
Ey annem od! (...)
Senin baban sert çelik, annen çakmak taşı
En eski ataların akkavak ağacıdır
Senin nurun semaya erişir
Arzın altına kadar gider!
Od (ateş) sen semavi zat eliyle taştan çıkarılmış
Uluken melike eliyle bakılmışsın!
Sarı başlı koyundan alınmış
Sarı yağları sana kurban ediyoruz!
Güvey ve geline ve bütün halkımıza
Sıhhat ve asayiş ver!"



şeklindeki sözlerinde geçen dilek ve temenniler, ateşin kutsanması, asırlar sonra başka bir coğrafyada yenilenmektedir. Çıldır'da Nevruz gecesi ateş üzerinden atlayanların söyledikleri Ağurluğum, oğurluğum hep bunun içine! Ağırlığım tökülsün/Odda yansın kül olsun! vb. sözler, İnan'ın belirttiği şekilde, korunma dilekli bir şaman duasını hatırlattığı gibi, aynı zamanda bir anma motifini de içinde barındırır. Jean Poul Roux, şamanların ateşi bir arınma aracı şeklinde gördüklerini özellikle belirtir.

Mitik düşüncede insan, tabiat ile barışık olmak ve onunla uyum içinde yaşamak için birtakım kutsama nitelikli etkinlikler içine girer, adak adar, ateş yakıp seyreder, kurbanlar keser, bu kutsanan nesneleri bir tür koruma altına alır vb. Aslında tüm bu yapılanlar, insanın kendi hayatına ilişkin bir anlam arama ve anlam üretme etkinliğidir. Bu etkinliklerin görünen, tören yönlerinden çok, hangi mesaja yönelik bir arka plân kültürünün yansıması olduğunu araştırmak lâzımdır. Nevruz kutlamalarının özünde de böylesi bir anlamlandırmanın bulunduğunu ve bu anlamlandırmanın insanın varoluş problemi olduğunu özellikle belirtmemiz gerekir. Çünkü insanlar, hayatın anlamsızlığına asla tahammül edemezler, insan, mutlaka varlık alanı oluşturmak ve içten Olması gerek! hükmü içeren bir değerler sistemi üretmek zorundadır.

Ateşin bu denli öne çıkarılması, saygı gösterilmesi ve onun bir kut aracı gibi görülmesi; Çıldır halkının, mitik göndergeli bir değer-anlam üretimi olarak görülebileceği gibi, bu değer-anlamın tarihî oluşumuna ait Şamanik arka plân kültürünün izlerini yansıttığını da özellikle belirtmemiz gerekir.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret183970
REKLAMLAR