• https://tr-tr.facebook.com/people/Kenarbel%C4%B1nses%C4%B1-Kenarbel-Haber/100000927452827
Üyelik Girişi
YÖNETİCİLERİMİZ

 
ARDAHAN VALİSİ

 Ahmet DENİZ

ÇILDIR KAYMAKAMI

Tamer KILIÇ

KENARBEL   KÖYÜ MUHTARI

Serkan AKGÜN

 KenarbelKöyü

KENARBEL   KÖYÜ DERNEK BAŞKANI

Celil AKGÜN

 KenarbelKöyü

  

Evlenme

TEREKEMELERDE EVLENME GELENEKLERİ

Yörede evlenme gelenekleri pek az degişime uğramıştır. Evlenme çağı kızlarda 15-19, erkeklerde 18-23 yaşları arasındadır, çoğunlukla görücü usulü ile evlenilir. Oldukça azalmış olmasına rağmen bazı yörelerde devam eden başlık parası geleneği, kız kaçırma olaylarını da artırmaktadır. Bu ise yakın zamana değin aileler arası düşmanlıklara yol açmıştır. Kızların söz hakkı yok gibidir. Erkeklerse evlenme istemlerini ev içinde çekingen, küskün tavırlarla belirtir. Aracılarla iletirler. Yanıtta aracılara verilir.

kenarbel12.jpg

Evlenme Gelenekleri :



a) Kız aramak

b) Elçi gitmek

c) Tatlı yemek

d) Nişanlılık dönemi

e) Kına gecesi ve kına yakma olayı

f) Düğün hazırlığı

g) Düğün kurulması

h) Gelin getirme ve müjde yastığı olayı

i) Gelin indirme

j) Damat hazırlama

k) Gerdek gecesi

l) Çarşaf açma

m) El öpmek için damat ile gelinin gelin tarafına gitmesi

n) Hamilelik dönemi

o) Doğum ve doğum sonrası gelenekler

tar_k_han_mn_ne.jpg
a) Kız arama

Yörede sonbahar gelince çayır biçiminden sonra harman işine girişilir. Harmanlar kaldırıldıktan sonra, Herk denilen güz sürümü yapılır. Yanı tarlalar sonbaharda sürülür ancak tohum atılmaz. Tohum, nisan ayının ortalarında atılır.
Yörede, aynı zamanda leyleğin gelme olayı vardır. Bu olay halk arasında; leylek sekize gelmez dokuza kalmaz, diye tanımlanır. Yani eski hesap diye niteledikleri hesap üzerine nisanın sekizinde leylek gelmez, ama dokuzuna da hiç kalmaz. Yani o gece gelir. Leylek geldiği zaman yazda gelmiş olur.
Çift çıkartma olayı, bir gelenek olarak uzun zaman varlığını sürdürmüştür. Ama şimdi, motorların tarım dünyasında yerini almasıyla bu gelenek unutulmuştur. Yanı kısaca terk edilmiştir.
Sözü edilen bu tür işlerin tümü bittikten sonra, Gelenek üzerine düğünler başlar. Köy ve kasaba gençleri için en önemli fırsat bu düğünlerdir.
Gençlerimiz toplu olarak bir düğünden öteki düğüne giderken hem görülen işlerin yorgunluğunu atmaya çalışırlar, hem de, evlenme çağında olanlar kendilerine uygun bir eş ararlar. Bu sistem yörede yüz yıllardır varlığını sürdürür.
Yöremizde kadınlı erkekli, ayrım yapılmadan birlikte yapılan eğlenceler, kızlara ve oğlanlara birbirlerini görme ve tanıma fırsatı verir.
Halay tutarken, türkü söylerken evlenme çağına gelen gençler kendilerine eş beğenirler. Sonra da kış aylarında kız isteme olayı gündeme gelir.
Bir başka kız arama yöntemi ise, kışın herhangi bir köyde evlenecek gençler bir kızağa doldurulur ve civar köylere bir yaşlı tarafından götürülerek ev ev gezdirilir.
Bu gezdirme sırasında kız evine önceden haber verilir. Kız evi hazırlık yaparak gelen misafirleri ağırlar. Gençlerin önünden giden yaşlı, evdeki genç kızdan su ister, yol sorar yani türlü bahanelerle kızın ne denli marifetli olduğunu anlamaya çalışır.
eğenilen kızı istemeye gidecek insanlara elçiler denir.

b) Elçi gitmek

Elçi her zaman ve her yörede olduğu gibi, oğlan tarafından kız tarafına gidilir.
Genelde önceden kız tarafına haber verilir. Karar günü, aileler bir araya gelip kız isteme olayını gerçekleştirirler. Bu olay yörelere göre farklılık gösterse de, Göle yöresinde kız isteme olayı diğer yörelerden hiçte farklı değildir. Kız istendikten ve verilme işlemi bittikten sonra. Başlık, takı, eşya gibi konular sırasıyla konuşulur.
Kız tarafı kızın garantisi için bunların tümünü mahtar senediyle kızın üstüne geçirir. Özünde bu olay kızın geleceğini garanti altına almak gibi bir olaydır.
Az yada çok bütün yörelerde görülen bu olay bu yörede de varlığını sürdürüyor.


c) Tatlı yeme

Ülkenin hemen hemen her yerinde kız istendikten ve iş tatlıya bağlandıktan sonra tatlı gelir ve tatlı yenilir.
Tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Sözü sanırım bu olayın içinden türemiştir.

d) Nişanlılık dönemi

Birçok yörede olduğu gibi bu yörede de nişanlılık dönemi uzun tutulmaz. Bazı köyler de sözle birlikte dini nikahı da kıydırırlar.
Nişanlılık dönemi üç aşağı beş yukarı her yörede aynıdır. Bu yörede de hemen hemen az farkla da olsa aynıdır.
Bayramlık getirme seyranlık getirme derken, kız evine her giden, bir hediyeyle gidiyor. Oğlan tarafı bu hediye işinin ağırlığından mıdır nedir, bilemiyorum. Nişanlılık dönemini bayramlara uzak tutarlar.
İki bayram arası düğün olmaz. Bu gelenek hemen hemen her yörede de vardır. Bu olay sözünü ettiğim gelenekten midir acaba ama halen uygulanır.

e) Kına gecesi ve kına yakma olayı

Düğün gününden bir ya da iki gün önceden oğlan tarafından kına sinisi gelin olacak kızın evine götürülür ve gidilen gece kına yakılır. Ayın zamanda oğlan evinde de oğlanın eline kına yakılır.Kına gecesi kadınlar tarafından gerçekleştirilir. Daha sonra türküler söylenir ve kına yakılır.
Doğum, sünnet, evlilik ve ölüm olayları ne kadar değişik görünürse görünsün özürde hep aynıdır.
haci_murat_g_kta_in_k_z_n_n_d___n_.jpg

f) Düğün hazırlığı

Düğüne karar verilirken, istekler kız evi tarafından geldiği için kız evinde toplantılar yapılır. Düğünün nasıl ve nerede geçeceği nasıl olacağı kız evinde toplanılarak bir karara varılır.
Davul zurna gelecekse, kim çalacak yörenin ünlü davulcuları seçilir bu seçme işlemini kız tarafı yapar. Aşık gelecekse kim ya da kimler gelecek yine kız evi tarafından belirlenir.

g) Düğün kurma olayı

Bu olayın sahibi oğlan tarafıdır. Oğlan tarafı istediği yerde ve istediği şekilde düğünü kurma hakkına sahiptir. Yer ve zaman bilindikten sonra, davetliler çağırılır. Gelen davetliler arasında bazı hatırşinas kişiler atlı dediğimiz tarafa ayrılır. Atlılar iki guruptur. Birinci gurup arabalara dolarak gider. Bunlar yaşlı kimselerdir. İkinci gurup ise yaşı on beşten yukarı olan gençlerdir. Bu gençler at binerek gelin getirme olayına katılırlar.

h) Gelin getirme ve müjde yastığı olayı

Müjde yastığı getirme olayı vardır ki, bu at süren atlılar tarafından gerçekleştirilir.
Kız tarafının çeyiz içinde hazırladığı bir yastık olur ki, bu yastığın içine çerez konur . Bazen de hediyeler, yün çorap, yün atkı, ipek mendil gibi eşyalarda konulur. Yastık, at sürmede öncü gelen ‘’gelin geliyor’’ diye müjde getirene bırakılır. Bu müjde yastığını getiren ve yarışı kazanan atlıya, oğlan tarafından da hediyeler verilir.
Cirit oynama, bir çok düğünlerde görülen bir olaydır. Şimdi tüm gelinler arabalarla getirildiği için bu tür gelenekler artık unutulmuştur.

i) Gelin indirme olayı

Kız evinden alınıp oğlan evine getirilen gelin attan yada arabadan indirilirken, isteklere göre, bazı zaman kaval ile bazı zaman sadece ilahi ile, bazı zaman davul zurna eşliğinde indirilir.
Bu arada damat gelini, ya evin üstünde ya da bir yüksek tepede sağdıç ve sağdıç yardımcılarıyla bekler. Damat çok sıkı bir koruma altına alınılır. Çünkü; bu esnada damat kaçırılırsa, istenilen fidye ne kadar büyük olursa olsun verilmesi gerekiyor. Tabi bu fidye oğlan evi tarafından değil sağdıç tarafından karşılanılır.
Attan ya da arabadan inen gelin sağ ayağını yere basınca, kayınbaba ya da kayınbabanın görevlendirdiği bir kişi tarafından gelinin ayağına kurban kesilir. Kesilen kurbanın kanına bir parmak batırılarak gelinin alnına sürülür. Bu arada gelin yavaş yavaş yürütülür. Damat gelinin başına bozuk para ile karıştırılmış fındık fıstık kağıtlı şeker denilen şekerler atarak damat gelini karşılamış olur.
Gelin yavaş yavaş oğlan evine giderken, görevli kadınlar tarafından gelinin önüne tabak konur. Gelin ayağının altı ile bu tabağı kırar. Sonra kaşık konur gelin bu kaşığı da kırar. Bazı gelinler konulan bu eşyayı kırmaz, toplayıp yanındaki yengeye verir. Bu gelenek köylere ve yörelere göre değişken bir gelenek olduğu için ben ikisinde yazdım. Biri kırar, biri toplar.
Kapı eşiğinden içeri girerken, gelin önüne konulan yağdan bir parmak alarak dış kapı eşiğine sürer. İç kapı eşiğine gelince yine önüne konulan una elini batırıp, unlu elini eşiğe sürer.
Gelin oğlan evine indirilince, daha önce hazırlanmış bir odaya götürülür. Oturacağı yere kadar yengesi yanında bulunur. Daha sonra geline oturması için ısrar edilir ama gelin bir türlü oturmaz.
Yenge sorar; analar, bacılar bu gelin niye otur muyor ?
Orada bulunan tüm kadınlar, bir ağızdan bağırırlar; Gelin dediğin, kayın babasından izin ve bahşiş almadan oturmaz.

Yenge bağırır;
Gelsin gelinin kayınbabası.
Kayınbaba gelir ve seslenir;
Otur kızım otur bu ev senindir. Sana falan falan şeyleri bağışladım.
Burada duranlar da şahittir.
Döner orda bulunan kadınlara:
Şahitsiniz değil mi? Diye sorar.
Kadınlar hep bir ağızdan.
Şahidiz; diye yanıt veriler.
Böylece gelin hediyesini alarak oturur.

j) Damat hazırlama olayı

İşin bu aşamasına gelmesi olayın bittiği anlamına gelmez. Sağdıç damadı sıkı korama altında tutarak hazırlar. Bu hazırlama, yörelere göre değişik konumlarda olsa da, sanırım üç aşağı beş yakarı anlatılan olaylar hep aynıdır. Yani bir müddet sonra damat ile gelin yan yana getirilir ve düğün böylece bitmiş olur.

k) Gerdek gecesi

Gelinle damadın geçirdiği ilk geceye gerdek gecesi denir. Bu da tüm ülke çapında aynı anlamda algılanır.
Gerdek gecesi sonucu, gelinin yatağına sarılan çarşaf, kapıda bekleyen kadınlara teslim edilirken içine bir miktar para konur.

l) Çarşaf açma

Teslim alınan çarşaf açılmak üzere sabaha bekletilir. Sabahleyin erkenden, belli başlı kadınlara haber verilerek davet edilir. Gelen kadınlara ufak bir yemek ya da kahvaltı verirler. Tabi ki gelen kadınlar da hediyelerini de getirirler. Davetin amacı ise;
Gelinimizin yüzü ağ çıktı, buyurun görün diye bir gelenektir.
Yüzü ağ çıkmayan gelinlerin çarşafı açılmaz. Bu olay ise, gelen gelinin dul olduğu anlamına gelir. Dul olan bu gelini kabul etmek ya da etmemek oğlan evinin bileceği bir iştir.

m) El öpme

Her iş bir güzel tamam olduktan sonra, gelin ile damat kız evine el öpmeye giderler. Buna karşı ziyaret denir. Damat tarafı kız tarafına hediyeler götürülür.

n) Hamilelik dönemi

Gelin hamile kalınca, tüm korkulardan ve kaygılardan azad olsun diye bir sürü koca karı yöntemi uygulanır. Bu uygulamalar, ya kaynana ya da büyük görümce tarafından yerine getirilir. Örneğin, nazar muskaları alınır, Siyah şöbeler gelinin boğazına takılır. En azından gelinin üstünde bir erkek giysisi bulundurulur. Al kızı basmasın diye.

o) Doğum ve doğum sonrası gelenekler

Doğum sonrası, kırk gün sayılır bu kırk güne verilen ad ise, kırklı kadın diye adlandırılır. Aynı dönemde doğum yapmış birisi varsa, iki aile arasında hiç bir ilişki, gidip gelme, eşya erzak, herhangi bir şey alıp verme olayı karşılıklı olamaz. Çünkü, bu olay kırk basma olayına sebep oluyormuş.
Kırk basama olayına sebep olan ailenin çocuğu basılan ailenin çocuğuna göre daha gelişken oluyormuş. Basan taraf daha baskın olduğu için çocuğu da baskın oluyormuş. Mağdur olan taraf ise basılan taraf oluyormuş. Dolayısıyla, bu olaya sebep vermemek için, her iki taraf da tedbirli olmak zorundaymışlar.
Dahası, cinlerden perilerden söz edenler de olmadı değil. Doğum yapan kadının yanına iğne, soğan, sarımsak, soğuk demir, kara toprak gibi şeylerin konmasını anlattılar. Bu konulanlar kırklı kadını koruma amaçlıymış.

Boncuklama olayı

Boncuklama olayı, kötü düşüncelerden ve ruhlardan, kem gözlerden korunmak için yapılır. Bunlar nazar boncuğu, sancı boncuğu, kulak boncuğu, göbek boncuğu, mattavar boncuğu, yılancık boncuğu, egzama boncuğu’dur. Bu bir sürü boncuğun sihrine inanılırmış.

Tütsüleme olayı

Tütsüleme ise, belli başlı otları ve ağaç köklerini yakarak odanın içine duman verip, kötü ruhları korkutup kaçırma olayı.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret183971
REKLAMLAR